hûn nikarin roja me tarî bikin!..
(güneş’imizi karartamazsınız!..)

ben/biz hala bıraktığın(ız) yerdeyim/yerdeyiz… seni/sizi bekliyorum/bekliyoruz… donuk surat ifadem(iz)le… ve öfkem(iz)le… gel gör beni/bizi!.. görebilirsen gözlerinin köründen… aydınlık şafağımızı çaldınız bizden!.. korkuyu bile hüzünlerde boğdunuz… üstümüzü betonlarla örttünüz… hiç kimsenin bilmediği, bilse de bil(e)mediği yerlere gömdünüz… cesaretimizi aldınız… cesaretsizlik ve bilinmeyen korkular saldınız yüreklere… iliklerimize kadar hisseder olduk sizi… her yerde vardınız, yokluğumuzda… yok saydınız tarih sayfalarında… yaşanmamış kıldınız var olan gül tenli coğrafyalarımızda… hani taşı taş üstünde bırakmadığınız… yıktınız/dağıttığınız ve yerle yeksan eylediğiniz… yaktığınız… bedenlerimizi de… içinde hayat çağıldayan gürül gürül… hiç çıkmadınız oralardan… korkakça… karanlıklardan… korktunuz gündüzden ve de günden… güneş’in görkeminden… heybetinden…
hesapsız kitapsız sevdik seni yar!.. ülke dedik, sınırsız… toprak dedik, dipsiz… ve halk dedik, halklar dedik, insan dedik özünde, deniz deniz… gözünde gördük baharı sevdiğimizin… sevmediğimiz olsun istemedik hiç… ıslanmak istedik yağan yağmurda… sarılmak istedik birbirimize kardeşçe… kardeşi kardeşe kırdırtanlara inat… ve sevdik sevildik de… doyumsuz hem de…
ama vardılar onlar da… yüzsüz yüzleri, aynada yitip giden… kendileriydi yani… korkan kalabalıklardan… insandan… yeryüzü “cennet”inin istilacı sahipleri/efendileri… ve bizlere cehennem ederlerken yeri-yurdu her bir yanı… bizi bize düşman…
her yok oluşumuzda, yittik sandınız, bittik… oysa gittik/geldik/bitmedik… cehenneminize; su olduk, toprak olduk, hava olduk… can bulduk… yine/yeniden geldik her seferinde… külünü savurduk kör gözlerinize cehennem’in… “bu ateş sizi de yakar” dedik… ve yakıyor… yanıyorsunuz sizler de… kendi cehennem(ler)inizde…
ben/biz hala bıraktığınız yerdeyiz… seni/sizi bekliyoruz… donuk surat ifademizle… ve öfkemizle… ve tap-taze kalabilen bir bellekle…
ve güneş’ini karartamadığınız/karartamayacağınız o ülke de… ateşin ve güneşin çocuklarının yurdunda… mezopotamya’da… bekliyorum/bekliyoruz…
kör gözlerinizden yaşam pınarları akıtmak için yine de… çelikten yüreklerinize su serpmek için…
kırmak duvarlarını… ve zincirlerini tutsaklığın… adası yüreklerimizin, hapislerini… uçurmak kanatlarını avuç avuç denizlerden…
ve özgürleşmek seninle…
ada sakini…
bilge insan…
yaser edessa
Yorum ( 0 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti
<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>
Yorum yaz! :
Arkadasina Gönder!
0yorum yazilmistir