Mehmet Satış

21/4/2009 | Kategori: denemeler |

     

             

mehmet satış                                                       

(01/01/1948-10/04/2009)

 

yer yuvarlağının herhangi bir yerinde gözlerinizi dünyaya açıyorsunuz… daha çok bebeksiniz… çocuk oluyorsunuz sonra… derken, kurulu düzenin sizi eğitime tabi tutacağı, tabiri caizse (bana göre değil ama…), “adam” edeceği yerlerde buluveriyorsunuz kendinizi… sisteme eklemlenmeye çalışılıyorsunuz bir biçimde… hayatın emir-komuta zincirine dahil olduruluyorsunuz bir asker gibi adeta… yani okul… ilk, orta, lise ve üniversite ve yüksek lisans vs… herkesin, kendisini bu okul peryodlarının hangi evresine kadar getireceğini bilemediği bir eğitim uzamı/süreci… iyi koşullarda yetişmiş bir aile çocuğuysanız, şansınız belki biraz daha yüksek… eğer yoksul ve yoksunsanız sistemin tüm nimetlerinden, o zaman, siz bir istisnasınızdır herkesin olamadığı…

 

işte bizde istisna olgusu, kendisini mehmet satış şahsında var etmiştir…

 

öncelikle “biz kimiz”e değinmek istiyorum az-biraz… feodal çağ kalıntısının bir parçası olan, şêyxanlı aşiretinin, koseyî kolunun, cinêtî ailesindeniz… tabi tarihi derinliklerine inemeyeceğim şêyxanlı aşiretinin… onun bir kolu olan koseyî’nin ve cinêtî ailesinin…bu konuda herhangi bir tarihsel araştırma içerisine giremedim henüz… ama her nekadar feodal çağdan bir kalıntı olarak da kalsa, halen gerek urfa’da, gerekse de kimi belli başlı kürt illerinde, ilçelerinde, kasaba ve köylerinde etkisini kapitalizme inat, kimi işbirlikçi ağa ve şeyh önderlikli aşiretler eliyle sürdürmektedir…

 

tabi çağımıza göre aşiretçilik her ne kadar gerici de olsa, bölgede (özellikle kürt illerinde) hâlâ revaçta olan toplumsal bir motif olma özelliğini koruyor…

 

istisna diye tabir ettiğim(iz) mehmet satış figürü, cinêtî ailesindendir… önemli bir rol-model’dir cinêtî ailesi içerisinde…(ve tabi etkilediği diğer tüm aileler açısından da böyledir bir bakıma…) onu istisna kılan da bu yönü olsa gerek…

 

benim de bir üyesi olduğum cinêtî ailesi, şêyxanlı aşiretini bütünleyen, ismini (hepsini tam olarak) sayamayacağım, onlarca koseyî köyünün, kuskunlu  köyünde ikamet etmektedirler/etmekteydiler... “ikamet etmekteydiler” diyorum, çünkü şuan hepsi urfa merkez ve bazı/diğer illere dağılmış durumdadırlar; yaşamın doğası gereği… ya da kapitalist çağ’ın doğası gereği diyelim…

 

mehmet satış, yoksul cinêtî (henüz geniş birkaç aileden oluşuyorken… hatta belki, bir-kaç aileden oluşuyor diye, kabile ya da kılan da denebilir…) ailesinin bir ferdiydi… ailesine, dedesinden dolayı; îmoya derlerdi geniş cinêtî ailesi içerisinde… yani; “hemedê sînê îmo” dendiğinde; mehmet satış oluyordu… soyadı kanunu öncesi, kapalı köy ve aşiret toplulukları, bir birlerini böyle tanırdı… bölge’de halen de öyle anılır birçok insan…

 

mehmet satış’ın babası sînê îmo’yu hayal-meyal de olsa hatırlıyorum; ta ki, vefatına dek… taziyesinde çocukken bulunmuştum… ilginçtir, hâlâ gün gibi aklımda… kaç-gün önce de oğlu hemed’in taziyesindeydim… cenaze törenine işim ve bazı ailevi nedenlerden ötürü katılamadım… anca taziyesine son anda yetişebildim…  anlatıklarına göre; cenaze törenine her kesimden kalabalık bir insan seli akın etmişti… bu da onun gerçekten ne kadar sevildiğinin açık bir göstergesiydi… urfa’da bir-kaç yıl/kez üst üste, vergi rekortmeni ilan edilmişti… tanınan ve sevilen bir simaydı gerçekten… hayır severliğiyle de biliniyordu aynı zamanda…

 

sînê îmo, çocuklarını kim bilir hangi şartlar altında/içerisinde büyütmüştü… imkânı olsaydı, aklı yetseydi, belki de tüm çocuklarını/evlatlarını okutacak, “büyük adam”  edecekti… edebilmesini isteyen tüm aileler gibi… ancak birini okutabilmişti; en büyük çocuğu/oğlu hemed’i… ya da hemed gerçekten (kanımca da öyledir) çok zekiydi ve şartlar onun lehineydi diye okuyabilmiş ve inşaat mühendisi olabilmişti… kariyer sahibi olmuştu yani…

 

işte kısaca, mehmet satış’ın rol-model’e dönüşmesi böyle oluyordu cinêtî ailesi içerisinde… yani inşaat mühendisi olması… çünkü inşaat mühendisliği (mesleği), mehmet satış’a bir kariyer edindirmişti/kazandırmıştı… sadece bu da değil tabi;  zeki ve kıvrak bir zekaya sahip olması ve şansının yaver gidiyor olması… ve tüm bunların mehmet satış’ı iyi ve geleceği olan iyi bir iş sahibi yapması… bununla birlikte; gerek  kardeşlerini, akrabalarını (yakın-uzak) ve arkadaşlarını bu iş sahası içerisinde istihdam etmesi… ve yine tüm bunların onu varsıl yapması… varsıl olmayı iyi ve dahiyane bir akkıla yönetebilmesini başarması…

 

muhakkak birçok kesimin, söylenceleri, acı-tatlı hatıraları, çeşit çeşit hikayeleri ve yaşanmışlıkları olmuştur mehmet satış’a dair…

 

benim de oldu bir şekliyle…

 

herşey mektepte başlardı ya da mekteple… mektepli olmayla…

 

okul’da öğretmen, herkesi sırayla ayağa kaldırır ve “söyle oğlum/kızım! büyüyünce ne olmak istersin?”  diye… herkesin ayrı ya da aynı cevabı vardı; kimi öğretmen, kimi doktor ve kimi pilot olmak isterdi… sıra bana geldiğinde ise; “öğretmenim ben inşaat mühendisi olmak istiyorum” derdim…

 

evde; baba ve anne, misafirlikte; eş-dost ve akrabalar hep aynı nakaratı (soruyu) terkarlar/sorar, ben de hep aynı bildik cevabı verirdim: amcam mehmet satış gibi inşaat mühendisi olmak…

 

tabi mehmet satış öz amcam değil; öyle olabilmesi için, babamın abisi veya kardeşi olması gerekiyor… ama çok değil, üç-dört babadan birleştiğimiz için, amca/apo denmesi farz kılınır olmuştu yine de… çok yakın akrabalığımız bundan… onun için biz totîk, onlar da, îmoya oluyordu cinêtî ailesi (cinêtê mezin/büyük cinêt’te var tabi…)/kılanı/kabilesi içerisinde… ve sonra koseyî… ve en son şêyxanlı aşireti oluyorduk… bu bir aşiret formudur… yakınlık ve uzaklık ölçüsü, böyle/bu şekilde belirlenir; aşiretsel yapılar içerisinde…

 

o yaşlarda kendime örnek aldığım, ama gör(e)mediğim ve sadece ismini/ününü duyabildiğim mehmet satış gibi “büyük adam” ya da inşaat mühendisi olamadım her ne sebeple… ama ben de, başka “bir şey” oldum; ne olduğunu henüz tam bil(e)meyen… yani şairin dediği gibi; “ bir başka ama…” oldum ben de…

 

işte bir başka ama olma süreçlerinde, mehmet satış’ın kardeşlerini ve ona/bize yakın tüm akrabalarımla, ilişkilenme fırsatı buldum… özellikle ve öncelikle antalya ve sonra ankara, istanbul  ve urfa hattı üzerinde… ve içlerinde… ve dolaylarında şehirlerin… ve köylerin…

 

mehmet satış’la çok değil, vefatından sanırım bir yıl öncesiydi; ankara’da, ostim’de, oğlu ümit ve en küçük kardeşi mahmut satış’ın iş yerinde ayak-üstü görmüş ve bir-iki gün sonra da, diğer kardeşi celal satış ve eşi muhtuber satış’la birlikte, evlerinde kendisini ziyaret etmiş ve daha yakından tanıma şansına/onuruna nail olmuştum…

 

ve gerçekten anlattıkları kadar vardı… genelde onu tanıyan herkes, ondan iyi/güzel bahsederdi…

 

bende büyük bir merak uyandıran bu adamı (çocukluk kahramanımı) gördüğümde, çok heyecanlanmıştım ve nefesim kesilir gibi olmuştu gerçekten… inanılmaz bir şeydi!.. herkesin bir kahramanı ve beyaz atlı prensi vardır… benim de çocukken kahramanım (her ne kadar göremesem de…) ; hemedê sînê îmo’ydu… yani mehmet satış’tı; çocuk olma vakitlerinde… ve düşünün!..  kahramanınızla aynı evde, en yakınlarıyla (ve belki de en sevdiği birkaç kişiyle) bir arada, az bir süre de olsa birlikte çok güzel vakitler ve unutulması güç anlar yaşıyorsunuz… bu, muhteşem bir şeydi benim için!..

 

mehmet satış, insan ilişkilerine ve özellikle de akrabalık ilişkilerine çok önem verirdi… (kardeşleri de öyle…) onda(n) çok güzel izlenimler edindim… hoş sohbet bir insandı… doğduğu toprakları unutmadı hiçbir zaman… onu var eden toplumsal koşullarla yer yer çatışsa da (ki bu bana göre çok doğal ve olması gerekendi), ondan tümden de kopmadı… yani kendi anayurdundan/memleketinden/köyünden kopuşu, hep fiziki yaşadı… ruhsal olarak hep iç içeydi… nerede olursa olsun hiç fark etmezdi; o, doğduğu toprakları hep ruhta yaşadı… bilinçli ve ismine/şanına yakışır bir yaşam sürdü…

 

ve istemsiz ruhunu teslim ederken bir başka diyarda; o yine de kendi yurdunda/memleketinde gömülmeyi vasiyet etti ardında kalanlara… yani tarihi edessa/ruha/riha kentinde; urfa’da…

 

mehmet satış, değerli amcamız/akrabamız/arkadaşımız/dostumuz, urfa açısından çok önemli bir kayıptı!..

 

başta ailesi ve yakınları olmak üzere tüm urfalıların başı sağ olsun…

 

                                                            yaser edessa

 

Yorum ( 1 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

 

<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>

Yorum yaz! : Arkadasina Gönder!
1yorum yazilmistir

  1. Yazan: keje ve seyithan | Tarih: 2009-08-27 03:46:12
    Konu: harika bir yorum
    bu yazı dizini için ne kadar tşk etsem azdır bir insan ancak bu kadar anlatılır yaşamı boyunca egrisiyle dogrusuyla sevecenliğiyle insancıl düşünceleriyle insanlara örnek oluşuyla hep sevilmiş ama hep üzüntüsünü kalbine gömmüş sonunda genç denecek yaşta hayata veda etmiş olan merhum mehmet satış daima yüregimizde yaşıyacak ve daima anımsıyacagız size bir kez daha tşk ederim saolun iyi dost

    Baglanti »