22/07/2008
izi dahi sürülemiyor elimizden kayıp giden yaşamlarımızın… öykülerimiz nerdedir bilinmez… ama her yerdedir… yani her yerde ve hiçbir yerde… çığlığı, nevala qesaba’dan yankılanan...
havan toplarıyla dağı, taşı, her dövülende; çığlığı tizleşir halkımın… öfkesi harlanır içre… dağ olur, taş olur, yükselir enginlerde; bir ulu/heybet olur, görkemli… ses olur, duyul(a)mayan…
bir başkaldırı ve bastırılan ama, yılmayan isyanlar tarihidir o efsuni ses… her bastırılanda, daha bi gür çıkan…
öykülerimiz, bizi anlatır; biz onu anlatmaya hacet duymasak da…
“ülke” de; ülke anlatsın seni; “halk” de; halk anlatsın; “yurt” de, “köy” de, ne dersen de; o, anlatır seni dur durak bilmeden…
zindan öykülerimiz de vardır; anlatma istenci duymadığın…
her kürt ailesinin makûs talihidir… hemen hemen her ev, her aile bir-iki şehit (kimine göre şehitlik mertebesi değişse de…) ya da bir-iki tutsak vermiştir… o anlamda bedel ödemiştir ve ödemeye de devam etmektedir…
bu (davası yani), kimine göre çok anlamsız gelebilir; kimine göre de derin anlamlar yüklüdür. kendi halinden memnunluk duymasa da, cehennem ateşiyle yanıp tutuşsa da yüreği ve bedeni; bunun, gerekliliğine/gerekli olduğuna kendini inandırmıştır. değerlere ve uğruna savaşım verilmesi gerektiği davasına, bağlılığın bir nişanesidir onlar için… kaçınılmaz(ı)dır özgürlüğe giden yolda… çünkü o, değerleri değer yapanın kendisi olduğunun erdemli bilincini edinmiştir de ondan… ondandır değerlere sıkı sıkıya sarılması/bağlanması… kucağında bir çocuk emzirmek gibi büyütmesi… doğuşuna sevinmesi/gülmesi ve ölümüne üzülmesi/ağlaması gibi…
vurulurken yaralandığında… yani düştüğünde tutsaklığına bir mavzer atışının… feryat-figan etmesi de ondandır; yiğit çocuk analarının…
onlar dediğim; “tutsaklar ailesi”… kendi terimleri de vardır onların belleklerine işlemiş, yeni… yepyeni ve eskiyemeyen/eksilemeyen terimler… hep olacak ve nesilden nesile aktarılacak terimler… her aktarıldığında, daha da kanatacak yarasını… belki onu anlatacak bir öyküye dönüşecek unutul(a)mayan…
kendini özgür kıldığı gibi; ailesini de özgür kılmasını başaracaktır en nihayetinde… özgür aile ve özgür toplum; “özgür(dür) tutsak” bireyin, göğe merdiven dayayan ütopyasında inşa edilecektir… Bu, mutlak(a) bir gün olacaktır! o an gelecektir; hiç kimsenin kuşkusu olmasın! ilmek ilmek örülecektir her karış toprağına; yasaklı ama, çocukları özgürlüğe sevdalı ve susamış ülkenin!!!
yani öyküler(imiz); içerde özgür, dışarıda tutsak kılar halkımı…
ve yiğit evlatlarını…
böyledir yazgısı… ve yazgısıyla cebelleşmesi bir tarih boyu…
yaser edessa
Yorum ( 0 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti
<<Önceki Sayfa |/|Sonraki Sayfa>>
Yorum yaz! :
Arkadasina Gönder!
0yorum yazilmistir